Taşkın
Eski halkların çoğunun tarihinde, sel ya da su baskını olarak da bilinen taşkınların yol açtığı büyük yıkımlar görülmüştür. Bu konuda anlatılan öyküler genellikle birbirine benzer. Taşkın suları insanları sürükleyip götürür ve öyküyü aktaracak olan birkaç kişi dışında herkes boğulur. Bu tür eski taşkın öykülerine Çin’de, Hindistan’da ve Mısır’da çok rastlanır; ama en çok bilinen taşkın öyküsü Nuh Tufanı’dır. Kutsal Kitap’ın Eski Ahit bölümünde olduğu gibi Kuran’da da anlatılan bu öyküde, büyük bir taşkın sonucu tüm yeryüzünü suların kapladığı, Nuh’un yaptığı gemiye binenler dışında bütün canlıların öldüğü ve tufan’dan sonra hayatın yeniden, Nuh’un gemisine binmiş olan canlılardan türediği anlatılır.
Eski çağlarda insanlar toprağın kolay işlendiği verimli ırmak vadilerinde yerleşirlerdi. Ama, ırmak taştığı zaman da evlerini, ürünlerini, hayvanlarını ve çoğu zaman da yaşamlarını yitirirlerdi. Vadilerde yaşayan ve taşkınların nedenleriyle ilgili hiçbir bilgisi olmayan bu eski insanların, ırmak tanrılarının gazabını kendilerinden uzak tutmak için kurbanlar kesmelerinin nedenlerini anlamak zor değildir. Bugün taşkınların nedenleri ve etkileriyle ilgili yeterli bilgimiz vardır ve taşkınların zararlı etkilerinin yanı sıra, yararlı etkileri de olabileceğini biliyoruz.
Sık sık yol açtıkları taşkınlarla bilinen üç ırmak, Nil ve Mississippi ırmakları ile Sarı Irmak’tır (Huang He). Mısır’daki Nil Irmağı, Assuan Barajı yapılmadan önce her yıl taşardı ve taşkın sularının getirdiği verimli çamur (alüvyon) ırmağın iki yanında uzanan toprakları kaplayarak, çölün ortasında, ırmak boyunca uzanan verimli bir toprak şeridi oluştururdu. Nil’in taşmasının başlıca nedeni, bu ırmağın iki büyük kolunun doğduğu Etiyopya dağlarındaki şiddetli yaz yağmurlarıdır.
ABD’deki Mississippi Irmağı ve Çin’deki Sarı Irmak çok fazla çamur taşıyan akarsulardır ve uzun yıllar taşıyıp getirdikleri çamurların birikmesiyle bu ırmakların yatakları yükselmiş, içinden aktıkları araziden daha yüksek bir duruma gelmiştir. Taşkın zamanı, ırmağın taşan suları içinde taşıdığı çamuru ırmağın kenarlarına bırakır. Zamanla biriken bu tortular (mil) ırmağın kenarlarını yükselterek birer set oluşturur. Çevresindeki topraklardan daha yüksek bir yatakta akan ırmağın sularının çevredeki alçak topraklara yayılmasını önleyen işte bu setlerdir. Irmağın su düzeyi çok yükselirse, bu doğal setleri aşan sular çevreye yayılır ve geniş topraklar taşkın suları altında kalır. Bu nedenle ırmağın taşkına yatkın bölümlerindeki setler yapay olarak yükseltilir. Ama bu durumda da, ırmağın taşıdığı ve taşkın sırasında çevreye yayılacak olan çamur ırmak yatağında birikir ve ırmak yatağını daha da yükseltir. Mississippi Irmağı’nın bazı bölümlerinde, ırmak kenarındaki setler 1882’den beri 6 metre yükseltilmiştir. Gene de ırmağın suları yükseldiği zaman sular bu insan yapısı setleri aşar ve bazen de bu setleri yıkar. 1936 ve 1937’de Mississippi Irmağı’nın ve onun bir kolu olan Ohio Irmağı’nın taşmasıyla yüz milyonlarca dolarlık zarar meydana gelmiştir.
Çinliler’in Sarı Irmak için “Çin’in derdi” demeleri de nedensiz değildir. 1887’de Sarı Irmak’ın yol açtığı taşkınlar 900 bin kişinin ölümüne neden olmuş, 1935’teki taşkınlar da 4 milyon kişiyi evsiz bırakmıştır. Zaman zaman yatağını tümüyle değiştiren bu ırmak günümüzde, 100 yıl önce denize döküldüğü yerin 300 km uzağında denize dökülmektedir.
Taşkın Nedenleri
Bir ırmağın yatağına taşıyabileceğinden fazla su gelirse taşkın olur. Irmak yatağının herhangi bir nedenle tıkanması da taşkına neden olabilir; ama genellikle taşkınların nedeni ırmak yatağına çok fazla su gelmesidir.
Soğuk bölgelerdeki ırmaklar kışın sık sık donar. Bazen bu ırmakların yukarı bölümlerindeki buzlar ırmağın ağzındakilerden daha önce çözülür. Bu durumda ırmağın buzlarla tıkalı olan aşağı bölümü ırmağın denize dökülmesini engeller. Kuzey Kanada’daki ve Rusya’nın kuzeyindeki ırmaklar her yıl bu nedenle taşar. Ren ve Tuna ırmaklarında da bazen bu nedenle taşkınlar meydana gelir. 1824’te Neva Irmağı’nın gene bu nedenle taşması sonucu Petrograd’da (bugün Leningrad) 10 bin kişi boğulmuştur. Bir ırmağın ağzı, ırmağın taşıyıp getirdiği çamurların yığılmasıyla da tıkanabilir ve eğer bu durumda taraklanarak çamurlar temizlenmezse ırmak taşabilir.
Irmak yatağına çok fazla su gelmesine ya şiddetli yağmurlar ya karların erimesi ya da her ikisi birden neden olabilir. Alpler ve Himalayalar gibi yüksek dağlarda kışın çok fazla kar birikir. Yüksek dağlardaki bu karların baharda erimesiyle bütün akarsuların suyu artar; bunların beslediği büyük ırmakların su düzeyi de yükselir. Eğer havaların birden ısınmasıyla karlar kısa sürede erirse ve özellikle erimenin hemen ardından şiddetli bir yağmur yağarsa ırmak suları bir taşkına yol açacak kadar yükselebilir. Genel olarak kar yağışı çok olmayan İngiltere’de bile, Mart 1947’de olduğu gibi, kar erimesinden kaynaklanan büyük taşkınlar görülebilir.
Dünyanın bazı bölgelerinde yıl, yağışlı mevsim ve kurak mevsim olarak ikiye ayrılır. Böyle yerlerde yağışlı mevsimde ırmaklar daha çok suyla dolar ve taşabilir. Gene de, zamanı ve miktarı düzenli olduğu sürece yağışlar zarardan çok yarar getirir. Çiftçiler evlerini taşkın sularının ulaşabileceği yerlerin dışında yaparlar; ekim zamanını ve ekin türlerini taşkına göre planlarlar; taşkın olması beklenen zamanda bundan zarar görmeyecek pirinç gibi ekinler ekerler. Nil, İndus ve Ganj bu tür ırmaklara örnektir. Daha ılıman iklimlerde bile bazı toprakların kışın taşkın suları altında bırakılması geleneği vardır. Bu taşkın suları tarlaların üzerine, toprağı besleyen verimli bir çamur tabakası bırakır.
Deniz düzeyinin özellikle kuvvetli rüzgârlarla daha da yükseldiği bahar gelgitleri sırasında deniz suları da taşkınlara neden olabilir. Bu tür bir gelgit dalgasının 1099’da İngiltere ve Hollanda kıyılarında yol açtığı taşkın 100 bin kişinin ölümüne neden olmuştur. Depremlerin denizlerde oluşturduğu, tsunami adı verilen dev dalgalar da kıyılarda taşkınlara neden olabilir. Portekiz’in Lizbon kentinde 1755’te böyle bir taşkın olmuştur.
Taşkınların Denetlenmesi
Kuzey Amerika’daki Büyük Göller’den kaynaklanan St. Lawrence Irmağı gibi ırmaklar çok ender olarak yataklarından taşar. Eriyen karlar ve yağmur Büyük Göller’e çok fazla su getirir; ama bu göllerin alanı çok geniş olduğu için su düzeyi çok fazla yükselmez. Görüldüğü gibi taşkınlarla mücadele etmenin bir yolu, ırmak boyunca fazla suların depolanabileceği yapay göller yapmaktır. Irmağın suları kabarınca buralara alınan sular daha sonra denetimli olarak ırmak yatağına bırakılır. Bu amaçla vadilere barajlar yapılabilir. Barajın gövdesindeki savak kapakları açılıp kapanarak ırmak yatağına verilen su denetlenebilir. Fırat Irmağı’nın Irak’taki bölümü, Tennessee Irmağı ve Nil Irmağı gibi akarsular üzerinde taşkın denetleme barajları yapılmıştır; ama bu tür barajlar enerji elde etmek ve sulama amacıyla da kullanılmadığı durumlarda, yalnızca taşkın denetimi için yapılamayacak kadar pahalıdır.
Çok kıvrımlı bir yatakta akan ırmaklarda taşkını önlemek için bazen ırmağa daha düz bir yatak açılır. Yeni yatak düz olduğu için eğimi daha fazladır ve su bu yatakta daha hızlı akar. Suyun hızlı akması sonucu ırmak yatağında daha az çamur birikir. Ayrıca hızlı akan suyun aşındırma etkisi ırmak yatağının temizlenmesi sonucunu da doğurur. Deniz sularının yol açtığı taşkınları önlemek için de alçak kıyılara setler yapılır.